Kaynaklar

İlişkilerde Karşılıklılık

Çoğumuz, ilişkilerimizde rol oynayan birtakım faktörlerin varlığını sezgisel olarak fark etsek de bunları isimlendirmekte genellikle güçlük çekeriz. Oysa ilişkilerimizde rol oynayan önemli faktörleri bilmek, ilişki kurarken ve ilişkilerimizi geliştirirken bizim için oldukça yararlı olacaktır. İşte her tür ilişkinin temelini oluşturan faktörlerin en önemlilerinden biri, mütekabiliyet (karşılıklılık) ilkesidir (Goldenberg & Goldenberg, 2008). Özellikle birçok davranışçı ve bilişsel-davranışçı çift ve aile terapisti (psikolojik danışmanı), evlilik ilişkisi vb. ilişkilerin bu karşılıklılık ilkesine dayandığını belirtmektedir (Baucom, Epstein & LaTaillade, 2002; Gladding, 2007). Karşılıklılık ilkesi, ilişki içindeki kişilerin, birbirlerini zaman içinde karşılıklı olarak yaklaşık aynı oranda pekiştirmeleri, anlamına gelmektedir (Piercy & Sprenkle, 1986; akt. Gladding, 2007).  Daha açık bir ifadeyle, eşler büyük olasılıkla, karşısındakinin olumsuz söz veya davranışına olumsuz bir söz veya davranışla, olumlu söz veya davranışına ise olumlu bir söz veya davranışla karşılık verirler (Baucom, Epstein & LaTaillade, 2002).  Burada önemli olan nokta, eşlerden birinin olumlu söz veya davranışına karşılık diğer eşin de büyük olasılıkla olumlu bir söz veya davranışla karşılık verecek olmasıdır. Bu durum önemlidir, çünkü en uyumlu eşler arasında bile çeşitli nedenlerle zaman zaman anlaşmazlıklar yaşanır ki bu son derece doğaldır. Böyle zamanlarda en azından eşlerden birinin, anlaşmazlığı çözmek ve ilişkiyi iyileştirmek için olumlu ve yapıcı bir biçimde konuşma ve davranmaya başlaması, diğer eşin de aynı ölçüde olumlu ve yapıcı bir biçimde konuşma ve davranmaya başlamasının kapısını aralayacaktır. Elbette, gerilimli anlarda olumlu ve yapıcı bir biçimde konuşmak ve davranmak kolay değildir, ancak anlaşmazlıkları çözmenin başka bir yolu da yoktur. Aksi takdirde, eşler arasındaki yıkıcı konuşma ve davranış sarmalı giderek uzayıp şiddetlenecek ve anlaşmazlığın çözülmesi zorlaşacaktır. Her ne kadar karşılıklılık ilkesi gereği, eşlerden biri olumlu konuştuğu veya davrandığı zaman diğer eşin de bu biçimde karşılık vermesinin olasılığı artsa da bu olasılık her zaman gerçekleşmez. Örneğin eşler arasında uzun zamandır çözülememiş bir sorunun bulunması ya da eşler arasındaki sevginin veya saygının kaybolması gibi bir durum bu olasılığın gerçekleşmemesinin bir nedeni olabilir.

Anlaşmazlık yaşanan zamanların dışında da eğer eşlerden biri, olumlu söz veya davranışlarının karşılığını yeterince görmezse, ilişkiden psikolojik ve/veya fiziksel olarak kopabilir. Örneğin eşlerden biri, ortak işlerin (faturaların ödenmesi, alışveriş yapılması, evin temizlenip düzenlenmesi vb.) çoğunu yaptığı hâlde, buna karşılık olarak eşi tarafından yeterince takdir edilmediğini hissederse (ör. eşinden olumlu bir söz veya davranış görmezse), söz konusu işleri bir süre sonra isteksizce yapmaya başlayabilir ya da yapmayı tamamen bırakabilir (Gladding, 2007).  Benzer biçimde, eşlerden biri, eşine sevgisini sözleri veya davranışlarıyla gösterdiği hâlde, bu söz veya davranışlarına eşi tarafından yeterince karşılık verilmediğini düşünürse, bir süre sonra eşine sevgisini göstermekten vazgeçebilir.

Aslında, eşler arasında olumlu karşılıklılığın kurulması ve sürdürülmesi, birtakım anlaşmazlıkların yaşandığı zamanlardan çok diğer zamanlarda daha önemlidir. Çünkü bir kişinin eşine, örneğin sevgisini ve saygısını göstermek için kendiliğinden ifade ettiği olumlu sözlere ve yaptığı davranışlara zaman içinde eşinden karşılık görmesi, bir anlaşmazlığın yaşanmadığı zamanlarda daha olasıdır. Üstelik böyle kurulan olumlu karşılıklılık, eşler arasında bir süre sonra yapıcı ve kalıcı bir etkileşim örüntüsü hâline dönüşür. Bu nedenle, evlilik ilişkilerini geliştirmek amacıyla çift ve aile psikolojik danışmasına başvuran eşler arasında yeniden kurulmaya çalışılan başlıca durumlardan biri, genellikle bozulmuş olan bu olumlu karşılıklılıktır. Elbette ideal olan, her iki eşin de birbirine, sanki karşısındakinden bir şey beklemiyormuşçasına kendiliğinden istikrarlı bir biçimde olumlu yaklaşmasıdır. Ancak, siz bu yazıda açıklanan karşılıklılık ilkesinin işleyişini hatırlayarak, buna başlamak için eşinizi veya eşinizle aranızda bir anlaşmazlık yaşamayı beklemek zorunda olmadığınızı unutmayın.


Kaynaklar

Baucom, D. H., Epstein, N. & LaTaillade, J. J. (2002). Cognitive-behavioral couple therapy. A. S. Gurman & N. S. Jacobson (Eds.), Clinical handbook of couple therapy (3rd ed.) (s. 26-58) içinde. New York, NY: Guilford Press.

Gladding, S. T. (2007). Family therapy: History, theory and practice (4th ed.). Upper Saddle River, NJ: Pearson Prentice Hall.

Goldenberg, H. & Goldenberg, I. (2008). Family therapy: An overview (7th ed.). Belmont, CA: Thomson Brooks/Cole.