Kaynaklar

Kişiler Arası İlişkilerde Mazeret Bildirme ve Özür Dileme

Birçoğumuz, hayatının hemen her alanında ve hemen her zaman elinden gelenin en iyisini yapmaya gayret eder. Ancak hem hayatımızdaki her şeyin bizim kontrolümüzde olmaması hem de insan olarak her konuda birtakım sınırlılıklarımızın olması nedeniyle, bazen istediğimiz sonuçları elde edemeyiz hatta son derece kötü sonuçlarla da karşılaşabiliriz. Bu durum özellikle bizim hatamız veya eksikliğimizden kaynaklanmışsa, bunu kabul ve ifade etmek bazılarımıza çok zor gelebilmektedir. Fakat ne olursa olsun kaçınılmaz bir biçimde, sözlerimiz veya davranışlarımız nedeniyle, hepimizin mazeret bildirmesi ve/veya özür dilemesi gereken anlar gelir. Mazeret, hatalı söz veya davranışımız nedeniyle alacağımız olumsuz tepkileri azaltmak ve saygınlığımızı korumak için yaptığımız açıklamadır. Özür ise hatalı söz veya davranışımız için üzüntü ve pişmanlığımızın, bağışlanma isteğimizin ifade edilmesidir. Her ne kadar geçerli bir mazeret bildirmek veya özür dilemek bazılarımıza zor gelse de işin gerçeği bu iki davranış, hayatımızın her alanındaki ilişkilerimizi geliştirebilecek ve onarabilecek davranışların başlarında yer almaktadır. Söz konusu iki davranış genellikle birlikte sergilenir, kişi önce mazeretini bildirir ardından özür diler.

Kötü Mazeretler
Çeşitli araştırmacılar mazeretleri incelemiş ve kişiler arası ilişkilerde kullanılan başlıca üç tür kötü mazeret olduğunu belirtmişlerdir:
•  İnkâr etme (“Ben yapmadım”): Burada kişi, söylemek veya yapmakla suçlandığı şeyi söylediğini veya yaptığını inkâr eder. Bunun yanında kişi, söz konusu eylemi gerçekleştirmiş olmasının mümkün olmadığını kanıtlamak için olayın meydana geldiği sırada orada olmadığını ileri sürebilir veya söz konusu eylemle ilgili, başka bir kişiyi suçlayabilir (“Ben asla öyle bir şey demedim”, “O olay olduğunda oranın yakınında bile değildim” veya “Onu söyleyen ben değildim kardeşimdi”). Bu “Ben yapmadım” türü mazeretler (eğer gerçekten doğru değillerse) genellikle en kötü mazeretlerdir, çünkü kişinin olayla ilgili sorumluluğunu kabul ettiğini ve o olayın bir daha yaşanmaması için uğraşacağını göstermezler.
• Küçümseme (“O kadar da kötü değil”): Burada kişi, eylemi gerçekleştirdiğini kabul eder fakat eyleminin (söylediğinin veya yaptığının); belirtildiği kadar kötü olmadığını, kötü sonuçlara yol açmadığını ve mazur görülebileceğini iddia eder (“Büyütülecek bir olay değil”, “Sadece bir kerelik bir ilişkiydi”, “Abartma canım, canın o kadar da yanmamıştır”, “Alt tarafı yarım saat geciktim”).
• Nitelik kazandırma (“Evet yaptım, ama”): Burada da kişi, eylemi gerçekleştirdiğini kabul eder ancak eylemi gerçekleştirmesinde (o sırada kendini kontrol edemediği, aslında niyetinin kötü olmadığı vb.) hafifletici sebepler olduğunu iddia eder (“Üzüntüden ne yaptığımı bilmiyordum”, “Çok alkollüydüm”, “Aslında ona yardımcı olmaya çalışıyordum”, “Evet dövdüm ama o da bana hakaret etti”, “İş yerindeki herkes böyle yapıyor”, “Sen de geçen gün gecikmiştin”).

İyi Mazeretler ve Özür Dileme
Peki, kişiler arası ilişkilerimizde niyetlenenin aksine sorunlara yol açan kötü mazeretlerden sakınıp karşımızdaki kişiye nasıl iyi mazeretler bildirebilir ve ondan uygun biçimde özür dileriz? Bazı araştırmacılar bunun için aşağıda sunulan yolun izlenmesini önermektedir:
1. Sorunu ve karşınızdaki kişinin bu sorunla ilgili duygularını (üzüntü, merak, hayal kırıklığı, kızgınlık vb.) anladığınızı sözlerinizle ve davranışlarınızla o kişiye gösterin (Ben geciktiğim için sen de iş görüşmesini kaçırdın, bu yüzden bana kızgınsın). Sorunu veya karşınızdaki kişinin duygularını küçümsemeyin (“Buna da kızılır mı”, “Aşırı hassassın”, “Biraz geciktiysem ne olmuş”) ve bu duyguları hissetmekte haklı olduğunu açıkça ifade edin (“Bana kızmakta haklısın”).
2. Söz konusu sorunla ilgili sorumluluğunuzu kabul edin (“İş yerinden geç çıktığım için geciktim”). Bir şeyi eksik veya hatalı yaptıysanız, buradaki sorumluluğunuzu kötü mazeretlerle örtmeye çalışmayın (“Arkadaşım arabayı o kadar yavaş sürdü ki sadece yarım saat gecikmem bir mucize” demek yerine “İş yerinden zamanında çıkmalıydım” deyin) veya samimiyetsiz davranmayın, konuşmayın (“Eğer bir hata yaptıysam özür dilerim”, “Kabul, bu tamamen benim hatam gene”). Öte yandan, eğer olay gerçekten sizin kontrolünüz dışında gerçekleştiyse bu durumu açıkça ifade edin.
3. Mazeret bildirdiğiniz ve özür dilediğiniz eyleminizi genel olarak değil somut ve net bir biçimde belirtin (“Yaptığım/söylediğim şey için” demek yerine “Sabahki tartışmamızda sana ‘baş belası’ dediğim ve bağırdığım için” deyin).
4. Eyleminizden, böyle bir eylemde bulunmuş olmaktan ve eyleminizin yol açtığı kötü sonuçlardan duyduğunuz rahatsızlık, üzüntü, pişmanlık vb. duygularınızı açıkça ifade edin (“Geciktiğim ve iş görüşmesini kaçırmana yol açtığım için çok üzgünüm”).
5. Harfi harfine ve kelimenin tam anlamıyla özür dileyin: Özür dilerim/Lütfen beni affet.
6. Hatalı söz veya davranışınızı bir daha tekrarlamayacağınıza (en azından, tekrarlamamak için ciddi biçimde çaba harcayacağınıza) dair söz verin (“Bir daha zamanında geleceğim”) ve mümkünse hatanızı telafi etmeye çalışın (“Hemen şimdi şirketi arayıp senin için bir iş görüşmesi daha ayarlamalarını isteyeceğim”).
7. Mazeret bildirmenin yanında özür dilerken dikkatli olun ve sıkça kullanılan şu tür kombinasyonlardan sakının: “İstediğin belgeleri geç getirdiğim için özür dilerim ama bundan önce halletmem gereken çok işim vardı”. Burada bildirilen mazeret, özrün anlamını olumsuz hâle getirmekte ve şu mesajı vermektedir: “Aslında, gerçekten üzgün değilim çünkü istediğin belgeleri geç getirmem için iyi bir nedenim vardı ama ‘özür dilerim’ diyerek bu rahatsız edici durumdan uygun biçimde kurtulmak istiyorum”.
8. Mazeret bildirmek ve özür dilemek için e-posta, kısa mesaj vb. bir iletişim yolunu seçmeyin (eğer mazeret bildirilmesi ve özür dilenmesi gereken eylem e-posta, kısa mesaj vb. bir yolla gerçekleştirilmediyse veya bu yol sizin tek ya da başlıca iletişim yolunuz değilse); mümkünse yüz yüze iletişim kurarak, yüz yüze iletişim kurmak mümkün değilse telefonla konuşarak mazeretinizi bildirin ve özür dileyin. Bu yol; e-posta, kısa mesaj vb. yollar ile iletişim kurmaktan daha zor fakat daha kişisel ve etkilidir.


Aşağıdaki kaynaktan (s. 163 - 166) yararlanılmıştır:

DeVito, J. A. (2014). Human communication: The basic course (13th ed.). Boston: Pearson.